T.C. Kalkınma Bakanlığı Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı

Kadının Kırsal Kalkınmadaki Yeri - GAP Örneği

Aygül Fazlıoğlu

ÖZET

Bölgede meydana gelen ekonomik büyüme ve sosyal değişim kadın ve erkeği eşit derecede etkilememekte ve hane içindeki kalkınma etkileri de eşit paylaşılmamaktadır. Cinsiyetler arası eşitsizlikten olumsuz etkilenen kadınlar, GAP Bölgesi’nin kırsal yerleşimlerinde çeşitli sosyal ağlar oluşturarak bir taraftan köy içi bilgi dolaşımını sağlamakta ve gündelik yaşamın sürdürülmesinde etkin rol oynamakta, diğer taraftan daha iyi yaşam sürmesine yol açacak uygun araç ve gereçleri tanımamakta ve/veya kullanamamakta dolayısıyla da modernleşme sürecinin kenarında kalmaktadır. Öyle ki kadınlar erkeklere göre yönetim ve karar alma süreçlerine daha az katılmakta, temel sağlık ve eğitim hizmetlerinden daha az yararlanmakta, gelir kaynaklarına ulaşmakta güçlük çekmekte ve teknolojiden daha az yararlanmaktadır. Bölgede kırsal alanda yüksek düzeydeki topraksızlığın, az topraklılığın ve küçük aile işletmelerinin yaygın olması ve çok çocuk sahipliği kadının iş yükünü artırmaktadır.

Kadınlar daha çok domestik rollere ve erkeğe bağımlı dezavantajlı bir grup olarak yaşamını idame ettirmekle birlikte son zamanlarda Bölgede meydana gelen ekonomik büyüme ve sosyal değişme sonucu kadınların mevcut durumlarında gözle görülür iyileşmeler kaydedilmektedir. Ayrıca kadını özne kabul eden projeler ve programlar hayata geçmeye başlamıştır.

Anahtar kelimeler: Kırsal kalkınma, toplumsal cinsiyet rolleri (gender), katılım, eşitlik ve hizmetlere erişim.

ABSTRACT

The Role of Women in Rural Development: The Case of GAP

The economic growth and social change occurring in the Southeastern Anatolia Region does not affect women and men to the same extent and the surplus created as a result of Project are not equally share within the household. Women in the Southeastern Anatolia Region who are adversely affected by this disparity because of their sex create various forms of social networks and help the movement of knowledge within the village and thereby become active actors in continuation of daily activities in the village. On the other hand though, the same women do not know the proper equipment for better life standards and/or cannot use them which isolates them from the process of modernization. Accordingly, women participate less indecision-making processes, benefit less from basic health and education services, have more difficulty in access to income opportunities and utilize less from technology. Moreover, high level of inequality in land ownership (high level of lack of land, or ownership to a small amount of land) and abundance of small family based plants as well as high rate of fertility increase the burden of women.

Women continue their lives as a disadvantaged social groups with more domestic roles and a dependency on men. However, as a result of economic growth and social change occurring in the region in recent years, there has been some gradual visible improvement in the lives of women too. Moreover, increasing the life standards of women has been the target of some projects and programmes which take women into their focus and have been implemented recently.

Key words: Rural Development, gender, participation, equity, and service access to services.

1. GİRİŞ

Kalkınma plan, program ve projelerine 1970’li yıllara kadar kadınlar genellikle dahil edilmemiştir. Oysa, geçmişte olduğu gibi günümüzde de -toplumların kültürel yapılarına ve gelişmişlik düzeylerine göre değişmekle beraber- kadının aile ve toplumsal yaşamın her alanında erkeklerle eşit hatta çoğu zaman onlardan daha fazla yük ve sorumluluk taşıdığı bilinmektedir. Ancak kalkınmanın nimetlerinden erkeklerle eşit oranda yararlanamayan kadınlar, dünya yoksulları arasındaki en yoksul dilimde çoğunluğu oluşturmaktadır. Kadını içine almayan kalkınma projeleri dünya nüfusunun yarısını görmezden gelmekte ve bu nedenle de yoksulluğun azaltılması/sosyal adaletin sağlanması yönünde etkisi az olmaktadır.

1970’lerden itibaren gelişmekte olan ülkelerde yoksulluğun artması ile geleneksel kalkınma stratejilerinin etkinliği tartışmaya açılmıştır. "Kalkınmada kadın yaklaşımının özünde, kadının gerçekte ne istediğinin ve bir toplumun içerisinde ne yaptığının araştırılması ve bu kadınların katılımını güçlendirecek olanaklar ve kaynakların sağlanmasıdır" (Kardam, 1991). Eşitlikçi politikaların proje yaklaşımlarını belirlediği 1980'lerde, kalkınmada kadın alanında ve diğer alanlarda yapılan mücadeleler, proje plan ve uygulamalarını da etkilenmiştir. Bu yaklaşımın temel sorun olarak tanımladığı kadın-erkek eşitsizliğinin hem aile içi cinsiyet yapılanmasından, hem de kalkınma sürecinde pazarla kurulan ilişkilerin niteliğinden kaynaklandığı sayıltısından hareket eder. Bu bağlamda eşitlikçi kalkınma yaklaşımları, kadınların toplumsal süreçlere katılım alanları ve dolaşım özgürlüklerini ve bu yönde inisiyatif kullanabilmelerini güçlendirecek kurum ve süreçlerin yaratılmasını amaçlamaktadır (Ertürk, 1995). Dünyada meydana gelen bu değişmeler çerçevesinde kadının kalkınmadaki rolü ve işlevi, kadını izole etmeyen ve dezavantajlı bir kesim değil aktif toplumsal bireyler olarak cinsiyet dengeli yaklaşımda tanımlanmıştır. Bugün kadın ve kalkınma konusu, kadının üretim sürecindeki rolü ve işgücüne katılımı ve modern kurumlara (yayım, eğitim, kredi, sağlık ve sosyal hizmetler vb.) ulaşabilme yolları ve gündelik yaşam üzerindeki denetim gücünü artırabilmesini, başka bir deyişle kalkınma sürecine topyekun katılımını kapsamaktadır. Türkiye’nin daha çok tarıma dayalı ekonomisi nedeniyle özellikle kırsal gelişmeye yönelik uygulamalarda cinsiyet dengeli yaklaşım önem kazanmakta, programların başarısında belirleyici öğeler arasında sayılmaktadır. Bu gerçeklikten hareket edilerek "kadın" Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP)’ın insani boyutuna yönelik kalkınma programlarının geliştirilmesi ve uygulanması süreçlerinde "özel hedef grup" ve "katılımcı taraf" olarak dikkate alınmaktadır. GAP Bölgesi kırsalına bakıldığında yöre kadınının modern bir toplumun standartlarının çok gerisinde olduğu görülmektedir. Kadınlar hem geleneksel sosyal katmanlaşmadan hem de rolleri/statüleri toplumsal olarak belirlenmiş cinsiyetler arası eşitsizliklerden olumsuz yönde etkilenmektedirler.

2. MATERYAL VE YÖNTEM

Bildirinin materyalini GAP kapsamındaki 9 ilde farklı zamanlarda yapılan sosyal araştırmaların verileri ve gözlemler oluşturmaktadır. Sözkonusu gözlemler, köylerde farklı zamanlarda ve farklı mekanlarda kadınlar ve genç kızlarla yüz yüze ve odak grup görüşmeleri yapılarak ve katılımcı kırsal değerlendirme yaklaşımının uygulanması ile elde edilmiştir. Bu bildiride cinsiyetler arası rol dağılımı, kadının güç ve yetki yapılanmasındaki yeri, GAP, toplumsal kurum ve süreçlerde kadın ve GAP Bölgesinde kadının kalkınma sürecine entegrasyonuna yönelik uygulamalardan örnekler ortaya konulmaya çalışılmıştır.

3. GÜNEYDOĞU ANADOLU PROJESİ (GAP)

GAP 1960'lı yıllarda DSİ tarafından Fırat ve Dicle havzalarında su kaynakları geliştirme projelerinin fizibiliteleri, 1970'li yıllarda ise bunların tamamının GAP adı altında birleştirilerek su kaynakları geliştirme projesi olarak hazırlanmıştır. Bu kapsamda Fırat havzasında 7 ve Dicle havzasında 6 alt-proje tanımlanmış ve 22 baraj ile 19 hidroelektrik santralinin inşaası ve 1.7 milyon hektar tarım arazisinin sulamaya açılması hedeflenmiştir. 1989 yılında ise DPT tarafından GAP Master Planı hazırlatılmış ve bu Plan GAP'ı, su ve toprak kaynaklarının geliştirilmesinin ötesinde, çok sektörlü, entegre bir bölgesel kalkınma projesine dönüştürmüştür. Bu noktadan sonra proje, eğitim, sağlık, haberleşme, ulaşım, sanayi vb. tüm sektörlerde birbiriyle eşgüdüm içinde yatırımları öngörmüş ve projenin planlanması, koordinasyonu ve izlenmesi için bölgesel bir kalkınma teşkilatının kurulmasını önermiştir. Bu görevleri yerine getirmek için de 1989 yılında 388 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Başbakanlığa bağlı GAP Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilatı kurulmuştur.

Son zamanlara kadar GAP denilince akla hep barajlar ve sulamaların gelmesi temel olarak GAP'ın bu geçmişinden kaynaklamaktadır. Ancak GAP Master Planı'nın hazırlanmasından sonradır ki, proje tüm gelişme alanlarını içeren bir bölgesel kalkınma projesi kimliğini kazanmıştır. Gerek dünyadaki kalkınma anlayışlarının değişmesinin etkisi, gerek bölgenin ihtiyaçlarının ortaya konması ve gerekse de GAP İdaresi'nin bölgedeki deneyimlerinin sonucu olarak proje 1995 yılında yeni bir paradigma değişikliğine gitmiş ve sürdürülebilir insani gelişme projesi olarak tanımlanmaya ve ele alınmaya başlanmıştır. Bu noktadan sonra temel hedef olarak bölge insanının yaşam kalitesinin yükseltilmesi benimsenmiş ve ekonomik sektörler yanında, sosyal-insani boyut ve çevre boyutu proje planlaması ve uygulamalarında dikkate alınmaya başlanmıştır. Artık temel yönelim ekonomik büyüme olmayıp, çevre duyarlı, katılımcı ve eşitlikçi bir yaklaşımla insanların yaşam kalitesini yükseltmek olmuştur. Bu daha bütüncül bir proje yaklaşımını gerektirmiş ve beraberinde getirmiştir.

4. KADININ GÜÇ VE YETKİ YAPILANMASINDAKİ YERİ

4.1 Aile Yapısı ve Evlilik Örüntüleri

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kırsal alanda en yaygın aile tipi çekirdek ailedir (% 60) (GAP Kadın Araştırması, 1994). Ayrıca yeni evlenen erkek çocukların baba evinin yanında bir göz oda yapılarak oluşturulmuş birleşik aileler de bulunmaktadır. Bu tip aileler ayrı üniteler halinde yaşasalar bile ekonomik bütünlüğün korunduğu yani aynı kaptan yiyen aynı işletmeden geçinen ailelerdir. Birleşik aile tipi, özünde geniş ailenin bir türüdür. Bu tip ailelerde kadınlar arasında işbölümü net bir şekilde ayrılmış olup gelin-kaynana arasında bir hiyerarşi sözkonusudur.

Kırsal alanda kadınlar için evlilik yaşı (17) düşüktür. Kadınların 7'si 15 yaşın altında evlenmektedir (GAP Kadın Araştırması, 1994). Evlilikler öncelikle amcaoğlu-amcakızı arasında yapılmaktadır. Özellikle Diyarbakır, Şanlıurfa ve Adıyaman’ın bazı köylerinde yakın ailelerin aynı günlerde doğan çocukları arasında söz kesilmesi (beşik kertme) ve iki ailenin kızlarını karşılıklı olarak oğulları ile değiştirmesi (berdel veya değişik) çok yaygın bir evlenme biçimi olarak göze çarpmaktadır. Bu tür evliliklerde ailelerin birbirlerine başlık vermesi söz konusu değildir. Akraba evliliğin yaygın bir şekilde yapılmasının nedenleri arasında, mal-mülkün aile içinde kalmasının istenmesi, başlık ödenmemesi gibi ekonomik nedenlerin yanı sıra her türlü siyasal toplumsal ve kültürel dayanışmanın sürekliliğinin sağlanmasında ailelerin kendilerini güçlü kılmak istemeleri gelmektedir (Fazlıoğlu, 1997). Genellikle kırsal yerleşimlerde kocası ölen kadının evden çıkarılması ve baba evine gönderilmesi geleneklere göre ayıp sayılmaktadır. Bu nedenle kadın ölen kocanın kardeşi ya da ağabeyi ile evlendirilmektedir.

GAP Kadın Araştırmasında (1994) kocası birden fazla evli olan kadınların oranı kırsal alanda % 7.7, kentsel alanda ise % 3.4 olarak saptanmıştır. Çok eşlilik yörede, zorunlu ve olağan bulunarak büyük ölçüde onaylanmaktadır. Erken evlenme çocuk sayısını artırıcı yönde bir etki yapmaktadır. Ortalama çocuk sayısı 5.1'dir. Kadınların kararlara katılım düzeyi çok sınırlıdır. Örneğin kendi isteği ile evlenmiş olanların oranı % 12.4'tür (GAP Kadın Araştırması, 1994). Kadınların içinde bulunduğu koşullar salt kadınların bireysel niteliklerden kaynaklanmayıp, onları çevreleyen sosyo-kültürel yapının bir sonucu olarak da ortaya çıkmaktadır.

4.2 Boşanma ve Mirastan Yararlanma

Bölgede kırsal alanında erkeklerin yanı sıra kadınlar da boşanmayı uygun görmemektedir. Özellikle kadınlar mutsuz olsa dahi çevre baskısı ve baba evine dönmenin hoş karşılanmaması gibi nedenlerden dolayı mutsuz olan evliklerini sürdürmekte ve bazen şiddete dahi maruz kalmaktadırlar.

Kadınlar arasında mirasın erkeklerin hakkı olduğu düşüncesi ağır basmaktadır. Bunun nedeni olarak da, kendilerinin evlenecekleri erkekler tarafından ekonomik güçlerinin olacağı, dolayısıyla mirasa erkek kardeşleri kadar ihtiyaçlarının olmayacağı olarak ifade edilmektedir. Erkek kardeşin olmaması durumunda, babanın yakınları mirasın nasıl paylaşılacağına karar vermektedirler. Bu durumda da yine ailenin kızları miras dışında bırakılmaktadır. Bununla birlikte, bu karara ve anlayışa direnen kadınlara da rastlanmaktadır. Örneğin Şırnak Uludere İlçesi’nin bir köyünde erkek kardeşi olmayan ve babası ölen bir kadın, amcalarının aşiret reisi ile birlikte verdikleri karar sonucunda mirastan bir pay alamamış ancak bu durum karşısında mahkemeye başvuran kadın, mahkeme kararı ile babasından kalan mirasın kendisi ve diğer kız kardeşleri arasında paylaşımını sağlamıştır.

4.3 Krediye Erişim ve Örgütlenme

Kırsal alanda kredi kullanımı, kırsal standartlarına göre üst ve orta gelir düzeyine sahip aileler için geçerlidir. Kırsal hanelerin aklına krediye başvurmak çoğunlukla gelmemekte, bunun yerine, yüzyıllardır uygulanan köy içinde akraba/arkadaşlardan borçlanmayı tercih etmektedirler. Bu borçlanma, aradaki ilişkiye bağlı olarak faizsiz ya da faizli olmaktadır. Ancak, son dönemlerde giderek artan bir eğilim olarak borç dolar ve/ya altın cinsinden alınıp verilmektedir. Kırsal alanda genellikle borç isteme ve geri verme taahhüdünde bulunan, hanenin erkek üyesidir. Kadın, çoğu zaman borç istemeyi ve bu tür bir ilişkiye girmeyi aklına bile getirmemektedir.

Kırsal alandaki kadınların çoğu sosyal dayanışmayı en fazla gerektiren ve birey açısından sosyal uyum yapmanın en zor olduğu doğum, düğün, ölüm ve taziye gibi özel günlerde diğer kadınlarla ortak iş yapma eğilimini daha fazla yansıtmaktadırlar. Buna karşılık kurumsal örgütlenmeyi gerektiren işlerde kadınlar hiç yer almamaktadır. Bu tür örgütlenmeler genellikle erkeklerin tekelindedir.

4.4 Karar Verme Sürecine Katılım

Kırsal alanda, varsıl ya da yoksul farkı olmaksızın, üretim sürecinin içinde yer alan kadının karar verme sürecine katılımı hane içindeki işlerle sınırlı kalmaktadır. Köy ve hanenin ekonomik işlevi ile ilgili ve siyasi kararlar/oy verme mutlak surette erkekler tarafından alınmaktadır. Kadınlar bu kararların tamamen dışında kalmaktadır. Oy verme işleminde erkeklerin kararı sonucu belirlemektedir. Evin erkeği hangi siyasi partiye oy veriyorsa, kadınlar da o partiye oy vermektedirler.

Erkek birçok konuda son sözü söyleyen konumunda olsa da, özellikle hane içi kararlarda kadının ciddi bir katkısı olduğu kabul edilmektedir. Kırsal kadının topluluk düzeyinde çok etkili olamaması, temel olarak geleneksel cinsiyete de dayalı tabakalaşmadan kaynaklanmaktadır. Ayrıca kadının eğitim düzeyinin düşüklüğü de bu süreci pekiştirmektedir. Karar vermede söz sahibi olamama her kesim kadın tarafından hissedilen, ancak kırsal alan kadınlarında daha belirgin olan bir gerçektir.

5. CİNSİYETLERARASI ROL DAĞILIMI

Kırsal alanda kadınların ve erkeklerin üstlendikleri roller faklılık göstermektedir. Kadın ve erkeklerin rol dağılımının farklılaşması hanenin temel geçim kaynağı, köyün yerleşim yeri ve şehirle kurulan bağlantı ile yakından ilgilidir. Ayrıca kadınların beklentileri ve potansiyelleri birbirine yakın köylerle benzerlikler göstermektedir.

Yeniden üretimle ilgili olarak (yemek, bulaşık, çamaşır, temizlik, çocuk bakımı) yapılan işler kadınlar tarafından yapılmaktadır. Üretimle ilgili işlerin paylaşımı kırsal alanda genellikle homojen bir yapı sergilemektedir. Çünkü köylerin temel geçim kaynağını bitkisel üretim, hayvancılık ve mevsimlik göç oluşturmaktadır. Tarımsal üretimin sınırlı olduğu köylerde hane tüketimine yönelik olarak yapılan sebzecilik ve bağcılıkta erkekler; bahçe hazırlığı, toplama, sulama, çapada çalışmaktadır. Temel geçim kaynağı bitkisel üretim olan hanelerde ise kadının iş yükü daha fazla üretimin satış hariç her aşamasında yer almaktadır. Hayvancılık faaliyetlerinde yine erkekler hayvanların otlatılması, besleme, kırkım, ahır temizliği gibi işler yapmakta, kadınlar ise sağım, süt ürünlerinin değerlendirilmesi ve ot toplama işlerini üstlenmektedir. Kadınlar iki kez sağım işini yapmaktadır. Ayrıca hayvansal ürünlerden yağ, yoğurt ve peynir üretimini kadınlar günlük tüketimleri için üretmektedirler. Köylerin çoğunda çoban bulunmaktadır.

Hanelerde hayvan alımı-satımı ve büyük alışverişler genellikle erkekler tarafından ilçe ve şehir merkezlerine yapılmaktadır. Kadınlar ise genellikle köylere gelen çerçilerden kişisel ve evin ihtiyacı olan alışverişleri taksitle yapmakta ay sonunda erkeklerden aldıkları para ile ödemektedirler.

Kadınların iş yükleri, genellikle tarımsal faaliyetlerdeki rolleri ve beyaz eşyanın gündelik yaşam içinde yer alması ile doğru orantılıdır. Bölgede bazı otomatik çamaşır makinesi kullanan hanelere rastlanmaktadır. Köylerde bir çok evde elektrikli süpürge, az da olsa dört gözlü tüplü ocak bulunmaktadır. Beyaz eşyanın kolaylaştırıcı etkisi ve tüketim ekonomisin gelişmesi kadınların iş yükünü azaltmaktadır.

Kırsal alanda özelikle merkezi nitelikteki köylerde ulaşım sorununun olmaması, köylerde küçük de olsa satış yerlerinin bulunması ve çerçilerin bu köylere sık sık gelmesi kadınlara alış-veriş kolaylığı sağlamaktadır.

Tablo 1: Cinsiyete Göre Üretim Faaliyetlerinin Aylara Dağılımı ve İşbölümü

FAALİYETLER

A Y L A R

1

2

3

4

5

6

7

8

9

10

11

12

BİTKİSEL ÜRETİM - (K:Kadınlar E:Erkekler)

Tarla/Bahçe Hazırlığı

 

 

 

E

E

 

 

 

 

 

 

 

Ekim

 

 

 

 

E

 

 

 

 

 

 

 

Sulama

 

 

 

 

E

 

 

 

 

 

 

 

Çapa

 

 

 

 

E/K

E/K

E/K

 

 

 

 

 

Hasat

 

 

 

 

 

 

E/K

E/K

E/K

E/K

E/K

 

Ürün Değerlendirme

 

 

 

 

 

 

K

K

K

K

K

 

Ürün Satışı

 

 

 

 

 

E

E

E

E

E

E

 

HAYVANSAL ÜRETİM

Bakım/Besleme

E

E

E

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Otlatma

 

 

 

E

E

E

E

E

E

E

E

E

Sağım

 

 

 

K

K

K

K

K

K

K

 

 

Süt Değerlendirme

 

 

 

K

K

K

K

K

K

 

 

 

Ürün Satışı

 

 

 

E

E

E

E

E

E

 

 

 

Kırkım

 

 

 

 

 

E

 

 

 

 

 

 

Yün Yıkama/Eğirme

 

 

 

 

 

K

 

 

 

 

 

 

Kuzu Satışı

 

 

 

 

 

 

 

 

E

 

 

 

Tezek Yapımı

 

 

 

 

K

K

K

K

K

 

 

 

Ahır/Ağıl Temizliği

 

 

E

 

 

 

 

 

 

E

 

 

Yukarıdaki tabloda da görülebileceği gibi, genellikle erkeklerin yaptıkları işler toplumsal olarak daha prestijli ve/ya karşılığında daha fazla gelir getiren işlerdir. Kadınların yaptıkları işler daha çok ev eksenli emeğe dayanan mevsimlik, yarı zamanlı, ücretsiz türü işler olmaktadır. Bunlara bağlı olarak kadınların yaptıkları işlerden elde edilen ürünler -yiyecek, giyecek- çoğunlukla hemen tüketildikleri için ekonomik olarak bir değer ifade etmemektedir. Bunun bir sonucu olarak kadın emeği değersiz ve görünmez kılınmaktadır. Bu çerçeveden bakıldığında "erkek işi" ve "kadın işi" tanımlamalarda birincisi daha değerli, ikincisi daha az değerli olduğu yolunda yargılar toplumda kabul görmektedir.

Kadınlar ve erkekler farklı cinsiyet rollerini yerine getirmekte, farklı işler yapmakta hizmetlere ve kaynaklara erişim dereceleri farklı ve kendi toplumsal kimlikleri ve rollerine bağlı olarak da farklı ihtiyaçlara ve çıkarlara sahiptirler.

6. TOPLUMSAL KURUM VE SÜREÇLERDE KADIN

6.1 Eğitim Hizmetlerinde Kadın

2000 yılı itibariyle Türkiye genelinde okur-yazar oranı .6 iken, bu oran GAP Bölgesi’nde h.8’dir. Okur-yazarlık oranının cinsiyetler arasındaki dağılımına baktığımızda ise kadınların erkeklerin çok gerisinde olduğunu görmekteyiz. Bölgede erkeklerin .3’ü, kadınların ise U.6’sı okur-yazardır (GAP Bölge Kalkınma Planı, 2002).

Bölge halkının ve özellikle kız çocuklarının eğitimden yararlanmaları kırsal alanda köy yerleşimlerinin konumuna, alt yapının yeterli ya da yetersiz oluşuna okulların nicelik ve niteliği ile ve sosyo-kültürel yapılanmaya bağlıdır.

Bölgede yerleşme düzenine damgasını vuran az nüfuslu ve küçük yerleşim birimlerinin, özellikle mezraların genellikle okulları yoktur. Bu dağınık ve küçük yerleşim birimlerinde yaşayanlar-ulaşabilir uzaklıkta olması durumunda- bağlı oldukları köy merkezindeki okuldan yararlanmakta ya da öğrenim dışı kalmaktadır. Bölgenin kır kesiminde ailelerin geçim koşulları ve gelir düzeyleri, bu arada iş gücüne duydukları gereksinme, çocukların ilköğretimden sonra öğrenim sürdürme şanslarını azaltmaktadır. Ancak kırsal alanda ailelerin özellikle kız çocuklarını okutmama gibi genel bir isteksizliği söz konusudur. Bunun nedenleri arasında da kız çocuklarına kayıp aile üyesi gözü ile bakılması, küçük yaşta nişanlanması ve evlendirilmesi, geleneksel anlayış gereği bazı ailelerin kız çocuklarının bedenen gelişmiş olmaları nedeniyle dört, beş ve altıncı sınıflardan geri almaları, küçük kardeşlerine annelik yapmaları sayılabilir. Ayrıca kırsal alanda erkekler kadar kadınların kendisi de kız çocuğunun okula devam etmesini engelleyen faktör olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü yaşanılan geniş aile içerisinde kadının yapması gereken işlerde kendisinin en büyük yardımcısı, emeği ve yaptığı işi görülmeyen kız çocukları olmaktadır.

6.2 Sağlık Hizmetlerinde Kadın

GAP Bölgesi’nin altyapı, eleman ve hizmete gereksindiği alanlardan biri de sağlıktır. Bölge altyapı yetersizliğine, çevre koşullarına, temizlik ve beslenme alışkanlık ve davranışlarına bağlı olarak bulaşıcı hastalıkların yaygın olduğu bir yörededir. Kırsal alanda içme ve kullanma suyunun yetersizliği ve kirliliği, tuvaletlerin evin dışında ya da hiç olmaması durumu, başta bağırsak enfeksiyonları olmak üzere tüm enfeksiyon hastalıklarının sıkça gözlenmesine yol açmaktadır.

Kırsal alanda yaşayan kadınların sağlık hizmetlerine erişimi oldukça sınırlıdır. Bu sınırlılık, maddi imkansızlık, doktora gitme konusunda geleneksel değerlerden – erkek doktor olması, yerel kadın, şıh ve hocalardan yararlanılması- kaynaklanan sorunlardan ve kırsala özgü yeterli sayıda sağlık kuruluşu olmamasından kaynaklanmaktadır. Kırsal kadın için doktora gitmek, yapılacak hiçbir şey kalmadığında en son çare olarak görülmektedir. Sağlık konusundaki bu "zorunlu" kayıtsızlık sadece tedavi konusunda değil yapılması gereken ameliyatlar konusunda da gözlenmiştir. Kırsal alanda kadın ve çocuklar, insan sağlığı ile ilgili elverişsiz koşullardan en fazla etkilenen nüfus grubunun başında gelmektedir. Özellikle kadınların gündelik iş yükleri sağlıklarıyla ilgili çeşitli riskler yaratmaktadır. Ekmek yapımı (gebelik dönemi dahil) -kadınların yaklaşık günde iki saatini almaktadır-, su taşıma özellikle dağ köylerinde içme suyu temini çok zahmetli bir iştir -suya gidip dönmek günde 3-4 saati gerektirmekte-. Yazın enfeksiyon riski taşıyan kimi dere, gölet gibi su kaynaklarında çamaşır yıkama, dağdan ya da tezekten elde edilen yakacak temini hastalanma riskini artırmaktadır. Bunların yanı sıra gıda hijyeni konusunda yeterli bilgi ve olumlu tutumlara sahip olmayan kadınlar, tütün ve pamuk gibi ürünlerin toplanması ve çapalanması sırasında tarlaya atılmış olan tarımsal ilaçların zararlı etkileri ve insan dışkısının gübre olarak kullanılmasından kaynaklanan enfeksiyon hastalıkları ile karşı karşıya kalmaktadır.

Yetersiz beslenme, çocuk denecek yaşta erken evlenme, çok sayıda ve sık aralıklarla gebe kalma kadınların vücutlarına ağır yük indirmektedir. Yörede erken evlilik kadınlar için sosyo-kültürel bir zorunluluk olarak görülmektedir. Çünkü kadının başta gelen görevlerinden biri tez zamanda çok sayıda çocuk , özellikle de erkek çocuk doğurmaktadır.

6.3 Altyapı Hizmetlerinde Kadın

Sağlıklı suya erişim temel kalkınmışlık göstergelerinden biridir. Bölgenin kırsal alanında kadınlar için en önemli sorunların başında içme ve kullanma suyuna erişim gelmektedir. Köylerin bir çoğunda hane içinde kullanma ve içme suyu olmadığı için kadınların ve kız çocuklarının yapmak zorunda oldukları rutin işlerin başında su taşıma gelmektedir. Su, köyün ortak kullanımında olan kaynaklardan ya da dere ve çeşmelerden taşınmaktadır. Özellikle su kaynağının uzaklığına bağlı olarak su taşıma işi oldukça fazla efor ve zaman gerektirmektedir. Kadınlar, maksimum 3-4 saatlerini su taşımaya ayırmaktadırlar. Ancak köylerde çeşmeler karşılaşma ve görüşme yeridir ve genç kızlar için özellikle çeşme başları ve dere kenarları genç erkekleri görmek için en ideal mekanları oluştururken, kadınlar içinde sosyal ilişki ağının geliştiği mekanlar olmaktadır. Bazı köylerde kadınlar sadece su taşıma nedeniyle evin dışına çıkabilmekte ve bu iş evden çıkmanın meşru bir gerekçesi olduğundan bu konuda evin erkekleri tarafından bir kısıtlama getirilmemektedir.

Kırsal alanda birçok hanede tuvalet evin içerisinde bulunmamaktadır. Köylerde tuvaletler ev yakınında olabildiği gibi, tuvaleti hiç olmayan ve bu ihtiyaçlarını ahırda gören köylerde mevcuttur. Köylerin hemen hemen hepsinde elektrik bulunmakla birlikte, elektrikler çok sık kesilmektedir.

6.4 Yayım Hizmetlerinde Kadın

GAP Bölgesi’nde kırsal alanda üretim faaliyetlerine yoğun bir şekilde katılan kadın yayım hizmetlerinden yeterince yararlanamamaktadır. Ancak kadın kırsal ekonomi için temel güç kaynaklarından biri iken, bölgede yayım hizmetleri genellikle erkeklere yönelik olarak yapılmaktadır. Kadınlar daha çok ÇATOM, Toplum Merkezleri ve Halk Eğitim Merkezleri ve İlçe Tarım Müdürlükleri tarafından verilen yaygın hizmetlerden yararlanmaktadır. Bunların başında okuma-yazma biçki dikiş, genel sağlık, ev ekonomisi ve kilim/halıcılık kursları gelmektedir. Bu kurslara katılan kadınlar daha sonra bunları gündelik yaşamında kullanıp eğitim ve gelire dönüştürebilmektedir.

6.5 Kadının İstihdamı ve Sosyal Güvenlikten Yararlanma Durumu

Türkiye’de kırsal alanda tarım sektöründe çalışan 8.5 milyon nüfusun % 51’ni kadınlar oluşturmakta ve bu kadınların ’i ücretsiz aile işçisi konumundadır (Hablemitoğlu, 2001). GAP Bölgesinde ise kadınların yaklaşık `’ı kırsal alanda tarım sektöründe çalışmaktadır. Kırsal alanda kadının yaptığı işler ve yüklendiği sorumluluk itibariyle ağır iş yüküne sahip "ağır işçi" olmasına karşın, dünyanın neredeyse her yerinde olduğu gibi, yaptıkları takdir edilmemekte ve üretimde "görünmez" faktör olarak kalmaktadır.

Kadın iş gücü, en yoğun şekilde kırsalda ücretsiz olarak çalışmaktadır. Ücretsiz aile işçisi olarak emek veren kırsal kadının emeğinin nakde çevrilmesi iki şekilde olmaktadır. Birincisi tarla, bağ ve bahçede üretilen ürünlerin pazarlanmasıyla elde edilen nakdi kazanımdır. Diğeri ise kadının emeğini tek başına nakde çevirmesinden çok, aile olarak emeğin kiralanması, örneğin varsıl aileye rençperlik yapması, ile ortaya çıkan bir erişim türüdür. Kadın ve çocuklar yaptıkları iş için ayrı bir ödeme almamakta, yapılan işin karşılığı tümüyle hane reisi konumunda olan erkeğe verilmektedir.

Kırsal alanda kadınların her hangi sosyal güvencesi ve sosyal güvenliği bulunmamakla birlikte bir çok aile yeşil kart uygulamasından yararlanmaktadır.

7. GAP BÖLGESİ’NDE KADININ KALKINMA SÜRECİNDE YER ALMASINA YÖNELİK UYGULAMALAR

GAP’da gerçekleştirilmek istenen salt toplam gelirin artırılması olmayıp, Bölgede toplumsal refahın artırılmasıdır. Burada vurgulanması gereken toplumun farklı kesimlerinin yaratılan toplumsal faydadan görece eşit biçimde yararlandırılması, yoksulluğun ve yoksunluğun bertaraf edilmesidir.

GAP İdaresi bu yaklaşımdan hareketle 1992-1994 yılları arasında bölgenin sosyo-ekonomik ve kültürel yapısını anlamaya, bölgenin sosyal ve ekonomik sorularını ve farklı toplumsal grupların ihtiyaç beklenti, tutum ve eğilimlerini belirlemeye ve kalkınmanın özel hedef gruplarını tanımlamaya yönelik 5 beş sosyal araştırma yaptırmıştır. Bu araştırmalardan biride "GAP Bölgesi’nde Kadının Statüsü ve Kalkınma Sürecine Entegrasyonu Araştırması"dır. Bu araştırmaların bulguları ışığında GAP Bölgesi’nde sosyal gelişmenin sağlanmasına yönelik çerçeveyi ortaya koymak amacıyla GAP Sosyal Eylem Planı (GAP SEP) hazırlamıştır.

GAP Sosyal Eylem Planı’nın bir çıktısı olarak GAP Bölgesi’nde 1995 yılından itibaren 15-50 yaş grubu arasındaki genç kız ve kadınlarının mevcut durumlarının iyileştirilip, sosyal ve ekonomik yaşamda daha aktif yer alması, dolayısıyla statüsünün yükseltilmesi amacıyla Çok Amaçlı Toplum Merkezleri (ÇATOM) oluşturulmaya başlanmıştır.

ÇATOM'lar, GAP Bölgesi’nde kentlerin gecekondu mahallelerinde, ilçe merkezlerinde ve merkezi nitelikli köy yerleşimlerinde kurulan topluma dayalı ve katılımcılığı esas alan, birbirlerinden izole olmuş kadınların bir araya gelerek ortak sorunlarının farkına varacakları, paylaşacakları ve bu sorunları tanımlayacakları; ortak etkinlikler düzenleyecekleri; gündelik yaşamlarını kolaylaştıran temel bilgileri edinecekleri; iş bulmaları/iş kurmaları için bilgi/beceri kazanacakları ve bu yolla gelir elde etme ve bu geliri kullanmaya yönelik beceri geliştirebilecekleri toplum merkezleridir.

2002 yılı itibari ile Bölge’nin 8 ilinde 24 ÇATOM açılmış ve yaklaşık 70 bin kişiye ulaşılmıştır.

ÇATOM’ların bulunduğu mahalle ve köy yerleşimlerinde hane ziyaretleri yapılarak katılımcı toplum kalkınması modelinin geliştirilmesine çalışılmaktadır. Esnek modüler programların uygulandığı ÇATOM’larda yürütülen faaliyetlerin belirlenmesinde yerel koşul ve ihtiyaçlar ile hedef grubun katılımı esas alınmaktadır. Entegre bir yaklaşım benimsenerek, ÇATOM'a devam eden kadınların bütün programlara katılması önerilmekte ve özendirilmektedir. ÇATOM’larda sosyal-kültürel eğitim programları (okuma-yazma, bilgisayar, İngilizce, ev ekonomisi, gezi ve etkinliklere katılım vb.), sağlık programları (hijyen, anne-çocuk sağlığı, kısmi poliklinik ve gezici sağlık hizmetleri vb.), yönetime katılım kapasitesini geliştirici uygulamalar (ÇATOM’lar 1997 yılından itibaren katılımcıların kendi aralarında seçtikleri beş ya da yedi temsilciden oluşan ÇATOM kurulları tarafından yönetilmektedir.), beceri geliştirici/gelir getirici programlar (el sanatları, konfeksiyon, trikotaj, kuaförlük, oltu taşı işleme, keçe işleme vb), okul öncesi eğitim programları (4-6 yaş grubuna yönelik) uygulanmaktadır. ÇATOM'larda ayrıca sosyal yardım programları (yeşil kart, eğitim bursu ve sosyal yardım vb.) ile yöre insanı için destek sağlanmasına çalışılmaktadır.

ÇATOM’lar yerel kapasiteyi güçlendirme ilkesi çerçevesinde yerinden seçilen genç kızlar ve katılımcıların kendi aralarında seçtikleri ÇATOM kurulları eliyle yönetilmektedir. ÇATOM’lara GAP İdaresi ve uygulamada işbirliği yapılan Türkiye Kalkınma Vakfı (TKV) tarafından proje hazırlama, proje yönetimi, iletişim, kalkınmada kadın, girişimcilik ve toplumsal cinsiyet vb. konularda eğitim desteği verilmektedir. Uygulamalarda ayrıca valilikler, kaymakamlıklar, çeşitli kamu kuruluşlarının il ve ilçe müdürlükleri, çeşitli sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, özel sektör kuruluşları ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapılmakta, onların desteği alınmakta ve katılımları sağlanmaktadır.

Ayrıca GAP Bölgesi’nde özellikle kırsal alanda kız çocuklarının okullara erişimini güçlendirmek için taşımalı eğitim projesi ve gençlerin sosyal gelişimlerini desteklemek amacıyla da gençlik projeleri uygulamaya konulmuştur.

8. SONUÇ VE ÖNERİLER

Kalkınma literatüründe kadın ve çocuklar toplumların en dezavantajlı, güçsüz ve kırılgan grupları olarak kabul edilmektedirler. Kadınlara karşı yapılan ve kadının yaptığı işin erkek tarafından yapılan işe nazaran daha az değerli ve daha az saygın kabul edilmesi, kayıtlarda daha az "kayda değer" bulunması; kadının üretici kaynaklara erkeğe oranla daha az erişimi, aile gelirinin kontrolünde kadının çok az söz hakkına sahip olması; kamusal alanda yönetim ve denetim rollerini daha az oranda üstlenebilmesi anlamını taşıyan negatif ayırımcılıktan dolayı, statüsü ve konumu ne olursa olsun kadın dezavantajlı duruma düşmektedir. Bunun yanı sıra kırsal alanda kadınlar üretim sürecine aktif olarak katılmakta birden fazla rol üstlenmekte ağır işlerde hatta erkeklerden daha fazla adeta çift vardiya çalışmaktadır.

Bölgenin ekonomik ve sosyal yapısı GAP ile birlikte gelişmekte olan sanayileşme ve kentleşme olguları kadınların tarım dışı sektörlerde giderek daha fazla istihdam edilmelerini gündeme getirmektedir. Dolayısıyla kadınların geleneksel değerleri kırmalarına hizmet edecek alternatifler yaratmak için bilgi ve bilinç düzeyini yükseltecek teknik eğitim almaları sağlamak, kadının statüsünün yükseltecek faaliyetleri pratik ihtiyaçların ötesine taşımak ve gündelik yaşamda kullanılabilir hale getirmek, kadının hane içi ve dışı iş yükünü azaltacak su, sanitasyon, çocuk bakımı, ev/tarla işleri ve diğer temel hizmetleri sağlamak için kamu ve sivil toplum özel sektör desteğini almak, üretim temelinde eğitim vermek, kaynaklara ulaşabilirliklerini (bilgi, eğitim, sağlık, sosyal hizmetler girdi, kredi) artırmak, köy kadın grupları oluşturarak kadının varlığını görünür kılmak, kadınların yanı sıra genç kızları ve çocukları proje ve programlara dahil etmek ve kadının kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayacak sosyal güven ve sosyal güvenlik hizmetlerini sunmak, kadınların öz güven duygularını ve kendilerini ifade etmelerine ihtiyaç ve sorunlarını tanımlamalarına ortam sağlayacak Çok Amaçlı Toplum Merkezleri (ÇATOM) gibi örgütlenmeleri oluşturmak gereklidir.

KAYNAKÇA

  • GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, 1994. GAP Bölgesi’nde Kadının Statüsü ve Kalkınma Sürecine Entegrasyonu Araştırması, Türkiye Kalkınma Vakfı, Ankara.
  • GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, 2002. GAP Bölge Kalkınma Planı, Ankara (basımda).
  • Ertürk, Y.,1995. "Sürdürülebilir Kalkınmada Cinsiyet Farklılaşması ve Eşitlik" Sürdürülebilir Kalkınma ve Güneydoğu Anadolu Projesi Semineri, 27-29 Mart 1995, Şanlıurfa (basılmamıştır).
  • Fazlıoğlu, A. 1997. "GAP Bölgesi’nde Kırsal Alanda Kadının Toplumsal Durumu",Anahtar Dergisi, MPM, Ocak s. Ankara.
  • Hablemitoğlu, Ş. 2001. Kırsal Alanda İşgücü Değeri İle Kadınlar: Bir Toplumsal Cinsiyet Analizi Örneği, TZOB, Ankara.
  • Kardam, N. 1991. Bringing Women in Women’s Issues in International Development Programs, Colorado.


© 2011 T.C. Kalkınma Bakanlığı Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı.
Metunet.